İRAN’A SALDIRI ve SONRASINDA YAŞANILANLAR!!!
Önce iki ülke ve bunların başkanlarının savaş heveslerinden bahsetmek gerek, Bunlar ABD, Trap ve İsrail Netenyahu, Kudüs’ü tüm tepkilere rağmen İsrail’in başkenti yaptılar, son dini bayramda ise ise Müslümanlara kapattılar... Gerilim gerilim… Sonra Gazze’yi adeta yıktılar, 75-80 bin kişiyi katlettiler, bunun iki katı kadar insan yaralandı… İşin dahada vahimi bu vahşete öncelikler Müslüman olmak üzere insanlık kah ekonomik, kah siyasal, kah ise korkusal nedenlerle sessiz kaldılar… Bu ayıp insnalık tarihine yazılacaktır… Sonra bu olanlara karşı duran ve bu bölgelerde etkili olan iran haedef tahtasına kondu, ilk saldırılar başladı, 12-13 günlük bir savaştan sonra diplomatlar barışı sagladı.. Sonra İsrail ve etkisinde ki ABD yönetimi kendincede gerekcelerle İran’a İsrail ile ortak saldırıyorlar, savaiım ilk günlerinde bir okulsa 165-170 öğrenciyi katlettiler.. Gazze de olduğu gibi bölge ülkeleri yine ya sessiz yada İran’a tepkililer…. Savaş bir aya yaklaştı, İran’ın en üst düzey askeri, dini ve siyasi yönetimleri yok edildi, gemileri, savunma tesisleri yok edildi.. İran direniyor, bu arada karadan da saldırı planları yapılıyor, bölgedeki ayrışıkcı gruplara silah ve para teklifiyle kara operasyonuna destek istendi, ayrılıkcı gruplar, bir emperyalist ülkeyle ülkelerine ve bölge ülkesine operasyonunu tabanlarına anlatamayacağını düşünerek ret etmiş görünüyorlar.. Hala ikna cabası ve kara hareketi planları devam ediyor… Hürmüz bogazı dünya petrol ihtiyacının %20’sini karşılayan petrol güzergahı, bunun için petrol ithalatına bagımlı ülkelerde petrol fiyatları aşırı pahalanıyor, bunun ekonomilere etkileri oluyor ve bu iki macareperest kişi yüzünden dünya ülkeleri zarar görüyor, bölge ülkeleri dahil, Çin, Rusya, Avrupa dahil olmak üzere daha sert tepkileri gösterilmesi gerekiyor ki.. ABD ve İsrail Yönetimlerinin, mitlere, efsanelere, dini rivayetlere dayalı bu fanatik zihniyeti sınırlandırılabilsin… Bu iki zihniyet ortaklaşa dünyanın içine ediyorlar ve biz diger insanlarda bu edişlerini ya alkışlıyor, yada tepkisice izliyoruz… Dünyaya yazık ediliyor, görüyoruz….
Ülkemizin istihabrat başkanı bu konuyla ilgili şu uyarıları yapıyor..
Kalın'dan ABD ve İsrail’in İran savaşına uyarı: On yıllar sürecek çatışmanın zemini hazırlanıyor
MİT Başkanı İbrahim Kalın, İsrail-ABD-İran savaşının yalnızca askeri hedeflerle sınırlı olmadığını, çok daha derin ve uzun vadeli sonuçlar doğurabilecek bir bölgesel kırılmaya zemin hazırladığını söyledi. Kalın, Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasında on yıllarca sürebilecek bir çatışma hattının kurulmak istendiğini belirterek, Türkiye’nin bu senaryoya karşı teyakkuz halinde olduğunu vurguladı.
Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi’nde yaptığı açıklamada, İsrail’in başlattığı savaşın yalnızca İran’ın nükleer kapasitesini hedef almadığını, aynı zamanda bölgenin kurucu halkları arasında kalıcı bir düşmanlık üretme riski taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin savaşın yayılmaması, daha yıkıcı sonuçlar doğurmaması ve kalıcı hasar bırakmaması için yoğun diplomatik çaba yürüttüğünü belirten Kalın, asıl tehlikenin bölgede uzun yıllar sürecek bir “kardeş savaşı”nın zemininin hazırlanması olduğunu söyledi.
Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından "Uluslararası Sistemde Kırılma: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla Beşiktaş'ta bir otelde düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nin (STRATCOM), "İletişimde Yeni Paradigma: Bilgi, Güç ve Anlatı" başlıklı oturumunda yaptığı konuşmada, pandemiden bu yana dünyanın birçok kritik eşikten, krizlerden ve kırılmalardan geçtiğini belirtti.
Biz Türkiye olarak hiçbir zaman fitne ateşine odun taşıyan taraf olmadık, olmayacağız. Gerekirse ateş topunu elimize alacağız, göğsümüzde soğutacağız ama onu hiçbir zaman fitne ateşine atmayacağız. Fitne ateşini yaymaya çalışanlara karşı da kendi dinamiklerimizle, değerlerimizle, liderliğimizle kendi önceliklerimizle karşı durmaya devam edeceğiz. Biz dostun ve düşmanın kim olduğunu bilerek hareket ediyoruz. Türkiye olarak bu istikametten ayrılmayacağımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum."
İran'a yönelik savaşın uluslararası hukuk açısından bir zemininin olmadığını söylemeye gerek bile duymadığını vurgulayan Kalın, "Fakat bu savaşı başlatanların sadece İran'la sınırlı kalmayıp bölgede birtakım oldubittilerle, Lübnan'da, Suriye'de Filistin topraklarında ve başka yerlerde fiili durumlar yaratarak yeni imha, ilhak ve işgal politikaları peşinde olduğunu çok iyi biliyoruz. Özellikle Lübnan'da son günlerde yaşanan gelişmelerin, 74'te Golan Tepelerinde yaşanana benzer fiili bir durum yaratıp bunu bir imha, ilhak ve işgal politikasına dönüştürme girişimi olduğunu görüyoruz. Bunu önlemek için de çabalarımızı yoğunlaştırıyoruz." diye konuştu. Son olarak ülkemizin bu savaşla ilgili duruşu üzerine dış işleri bakanımızın acıklamasından bazı bölümler alarak yazımıza son verelim…
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan- “”Şimdi Avrupa'daki bütün meslektaşlarımız tekrar tekrar aradılar. NATO üyesi Avrupa'da olmayan ülkelerin Dışişleri Bakanları tekrar tekrar aradı. Rusya, Çin ve diğer Asya'daki arkadaşlarımız sürekli arıyorlar. İki tane husus: Birincisi, “Ne oluyor, Türkiye olayı nasıl görüyor?” Yani olanı anlamaya çalışıyorlar ve olanı anlamada ve izah etmede de en objektif aktörlerden Türkiye'yi görüyorlar ve onun için bizim olayla ilgili görüşümüze başvuruyorlar. İkincisi, “Nasıl durdurabilirsiniz, ne yapıyorsunuz, umutlanmalı mıyız, umutlanmamalı mıyız?” Yani, ifade ettiğiniz gibi, herkesin kendi ekonomisine, iç politikasına ciddi maliyetler getiren, yükler getiren bir noktada. Herkes kendi ayağını yorganına göre uzatacak, o yorganın ebadı ne olacak? Şimdi onu hesaplamaya çalışıyor herkes. Hiç kimse panik havası vermek istemiyor, kendi toplumuna bunu yansıtmıyor, ama Avrupa'da, Asya'da birçok ülkenin esas itibarıyla ifade ettiğiniz gibi özellikle enerji krizinden kaynaklı sanayi maliyetlerine yansıyan, tüketici fiyatlarına yansıyan çok ciddi ekonomik problem alanlarının olduğunu görüyoruz.””
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan- “”Bu bizim çok yakından takip ettiğimiz bir konu esas itibariyle, yani bölgedeki Kürt kardeşlerimizin belli bir noktada suistimal edilmesi ve bu oyuna alet edilmesi meselesi. Bizim tabii ki görmek istemediğimiz bir husus. Belli örgütlere bu noktada MOSSAD tarafından temas edildiğini de biz biliyoruz. Milli İstihbarat Teşkilatı bunu çok hassas bir şekilde devamlı takip ediyor, bizlere de zamanlıca bildiriyorlar, sürekli raporları görüyoruz, İbrahim Bey'le de herhalde günde en az iki defa konuşuyoruz. Bu bizim çok yakından takip ettiğimiz bir konu, bu konuda her zaman bizim hem Suriye'deki hem Irak'taki hem İran'daki Kürt kardeşlerimizin durumuyla ilgili perspektifimiz belli, Cumhurbaşkanımızın durduğu yer belli, bizim durduğumuz yer... Ne oradaki insanların ezilmesine müsaade ederiz ne de başka ülkelerin suistimal etmesine kendi işlerine karşı. Çünkü daha güçlü siyasal entiteler, devlet aktörlerinin belli Kürt gruplarını suistimal edip kendi amaçları etrafında kullanmaları, daha sonra daha büyük sıkıntılara yol açmaları, tabii ki bölgesel istikrarsızlığa hizmet eden bir husus. Bu yakından takip ettiğimiz bir husus olduğu için mümkün olduğunca kontrol altında tutuyoruz. Ama diğer taraftan İsrail'in bu konudaki arayışı bitmiyor, bu konudaki temas ve açıklanan teklifleri de saklamadan devam ediyor. Buna yönelik de bizim karşı duruşumuz devam edecek.””
Bu konuyla ilgili bilgileri daha çok merak ediyorsanız, hem MİT başkanımız İbrahim Kalın’ın, Hmede Dış İşleri Bakanımız Hakan Fidan2ın Acıklamalarının baglantılarını yazımızın kaynakca bölümüne koyduk… Son Söz..
Amasız, Fakatsız, Biz Anti Emperyalistiz, Komşu Bir Ülkeye Emperyalist Saldırı Varsa Bizim Tarafımız Emperyalistlere Karşı, Saldırılan Ülkenin Yanıdır.. İkinci Tarafgirliğimiz ise Barışseveriz, Barıştisiz, savaş yıkar, ölüdür, yaralar, barış yapar, yaşatır, kötü olan savaştır, karşıyız, iyi olan barıştır taraftarıyız.. Barışılması, savaşın sona ermesi temennisiyle, Selam ve Saygılarımla…
Hüseyin Benek – vatandasfikri.com -- 29.3.2026
Kaynaklar
3* https://www.mfa.gov.tr/disisleri-bakani-sayin-hakan-fidan-in-a-haber-e-verdigi-mulakat-27-mart-2026.tr.mfa
|