SURİYE DE NE OLDU?!
Vatandaşlık Hukuku Bozulunca, Toplumsal Barış Bozuluyor!!
Suriye de ne oldu, Esat kaybetti kim kazandı, Suriye halkı mı, Kürtler mi, Araplar mı, HTŞ mi, PYD mi, Nusayriler mi, Yezidiler mi, İsrail mi, ABD mi, bu iki yabancı unsur, bunlarda nereden çıktı demeyin artık onlar Suriye’nin ağabeyleri..
Mahallede iki genç arkadaş grubu kavga eder, araya daha büyük ağabeyler girer sulh ederler, İsrail ve ABD öyle davrandı.. Sulh etti, barış şartlarını her iki taraf içinde belirledi, emperyalistlerin gücünü kendi gücü sanan PYD/SDG ihanette uğradıklarını söylüyorlar neden? Sonuç Suriye de yaşayan kimsenin kazanmadığı, toplumsal barışlarının bozulduğu, zenginlik kaynaklarını kaybeden bir toplum Suriye toplumu.. Suriye'de Mart 2011'de başlayan tepkiler, iç karışıklığa, rejimin ve vatandaşların karşılıklı şiddete başvurmasıyla iç savaşa dönüşen süreçte 13 milyondan fazla kişi yerinden edildi. 1 milyona yakın kişi canından edildi… Kim kazandı, bana göre kimse, O zaman biz T.C vatandaşları buradan bir ders çıkarmalıyız, bu ders nedir?
Vatandaşlık kimliğimiz ve hukukumuz bütün kimliklerin üzerindedir, nokta… Bu ne demektir, örneğin ben Kastamonu, Tosya’lıyım, Ankara da Yaşıyorum, Ben Kastamonu, Tosyalı kimliğimi nasıl Türkiyeli kimligimin önüne çıkarabilirim ki.. Türkiye içindedir, Kastamonu, Türkiye Kastamonu içinde değildir… Şimdi ben etnik kimlik olarak Türküm, Türkiye de başka etnik kimliklerde yaşıyor, bu etnik kimlikleri vatandaşlık hukukunu bozarak öteki ilan edersem, onlar beni öteki ilan ederse toplumsal birlik sorun çıkmaz mı? Şimdi herkes biz bozmadık, onlar bozdu diyor.. Bu hukukun bozulmasını bekleyen emperyalist devletler var, bunlar bu ayrışmaları körüklüyorlar, çatışma seviyesinde bir grubu silahlandırıyorlar, her iki tarafta çatışa, çatışa can ve mal kaybede, kaybede hem topluluklar hem toplum olarak güçsüzleşiyor… Sonuç olarak gelin barışın diyorlar, silah ve mühimmat veren ağabeyler, masanın abisi barış masası kuruyor abi kim oluyor?!? Genel de çatışma senaryolarını yazanlarda oluyorlar.. Onlar senaryoyu yazıyor, oyuncular oynuyor, çatışma, savaş onlar isterse onların çıkarı geregi bitiyor… Siz de sık sık duydunuz vekil savaşçılar diye. Kim kimin vekili olarak savaştı, vekil savaşcımı kazanır, silahı veren senaryoyu yazan emperyal güçler mi?!? Kim kazandı, kim kaybetti, iyi düşünmek ders çıkartmak lazım bu iç çatışmalardan.. Afganistan da kim kazandı, Yemen de, Libya da, Irak da kim kazandı, kazanacak? Alt kimlik Üst Kimlik duygusuyla devam edecek olursak…
İki kimlik öne çıkıyor, dini ve etnik kimlik, dini kimlikler mezhep ve cemaatle ortaya çıkıyor, çatışma nedenini buradan buluyorlar… Etnik kimlik Suriye de olduğu gibi Arap, Kürt üzerinden çatışma nedeni buluyorlar.. Ayrıca mezhep ve etnik kimlikler iç içe geçen durumlarda oluyor… Çatışma, nereye dayanırsa dayansın, ülke, hak, hukuk, adalet, anayasal, vatan, devlet bayrak degerlerine dayalı vatandaşlık hukuku bozulduğunda, vatandaşlık kimliğinin önüne kişi ve grup kimlikleri alındığında o toplumun, toplumsal barışı bozuluyor.. Bu kesin bir sosyal deneydir, “vatandaşlık hukuku bozulunca, toplumsal barış bozuluyor,” nerede denedik, Irak da, Nerede denedik Suriye de, nerede deniyoruz Yemen ve Libya da.. Bu deneylerden anlaşılan o ki…
Vatandaşlık hukukunu ister iktidar sahipleri, ister devleti yöneten hükümetler, ister kendi kimliğini vatandaşlık kimliginin önüne koyanlar, ister siyasal gruplar, ister sermaye, patronlar, ister emekçiler, işçiler bozsun… Bu bozulma küt diye olmuyor, kendi grup kimliğini sürekli övünme nedeni yapar, sürekli genelin degil kendi çıkarını öne alır, sürekli ayrıcalık yaratır, sürekli birilerini dışlarsak, makamı, ihaleyi sürekli aynı kişi ve gruplar kaparsa.. Sonuç olarak Allah ve akıl/düşünce esirgesin, Irak, Suriye, Yemen, Libya olma yoluna gireriz… Son olarak..
İster iktidarda olun, ister azınlıkta olun, ister çoğunlukta olun, ister A kimliğinde, ister B kimliğinde olun, bayrağımızın temsil ettiği vatandaşlık bağını, hukukunu bozacak hareketler içinde olmayalım.. Önerimdir, ricamdır, dileğimdir… Seviyle, Saygıyla karşılıklı hukukla adaletle yaklaşılması, yaşanılması dileğiyle..
Hüseyin Benek – vatandasfikri.com – 21.1.2026
|