BUTLANDAN ÇIKIŞ!!!
Yok Saydıklarımız, Bizi Yok Sayarsa?!
Butlan ne demekti, yapılan iş ve eylemi yok saymak! Ticari davalarda, kişisel ilişkilerde bu mahkeme kararı ile yapılabilir… Ama 3 kişi şikayet ediyor, 1297 kişi iradeleri yok sayılarak seçtikleri genel başkanın yerine seçilmemiş bir genel başkan atanıyorsa, burada bir sorun var demektir, sorun nedir?
Bir parti üyeleri ilçe delegelerini seçiyor, bu delegeler il delegelerini seçiyor, il delegeleri genel başkanı ve Parti meclisini seçiyor, bu seçimler kimin kontrolünde yapılıyor? İlçe, İl, Yüksek Seçim Kurulları ve şimdi butlanla başkanlık makamına gelen Kemal Kılıçdaroğlu’nun yönettiği örgüt kontrolünde yapılıyor.. Her şey normal akışında giderken, her şey var sayılırken, sonra seçimi kaybeden gruptan birileri bu başkanlık seçiminde şahibe var diye seçim kurullarına itiraz ediyorlar.. Seçimin kural ve kaidelere göre yapıldığını beyan ederek seçilene seçildi belgesi olan mazbatayı veren seçim kurulları bu itirazları degerlendiriyor ve ret ediyor… Bununla yetinmeyen yenilen pehlivan güreşe doymazmış deyişi tecelli ediyor, bu seferde bu kişiler, yok sayılması butlan ilan edilmesi gerek diye mahkemeye baş vuruyor? Mahkeme doğru dürüst örnegi olmayan, somut delili bulunmayan bu iddiaları kabul ediyor, sonuçta yapılan seçimleri, Yüksek Seçim Kurulunun onayladı seçimleri, alanı dışında olan bir hukuk mahkemesi yok sayıyor… Bu yok sayışlar delegelerin iradesini yok saymak oluyor, yok sayılan partililer de, atanmış genel başkanı ve yetkisiz mahkeme kararını yok sayıyor… Bu yok sayışla birlikte olaylar başlıyor?
İlk olarak CHP genel merkezinin kapıları kırılıyor, biber gazı ve plastik mermi sıkılarak genel merkezlerini ve seçilmiş genel başkanlarını savunmaya çalışan milletvekilleri, parti il, ilçe başkanları delegeler etkisiz hale getiriliyor… Seçilmiş genel başkan orayı terk etmek zorunda kalıyor… Bu butlan kararı, yok sayış kararı neleri yok ediyor?
1* Delegelerin, partililerin iradesini yok ediyor, demokrasiler de vatandaşın, delegelerin, üyelerin iradesini yok saymak demokratik sistemi yok saymaktır. Bu yok sayış toplumsal barışımızı ve bizi yok sayarsa ne olur, hiç düşündünüz mü?
2* Demokrasinin en olmazsa olmazı seçim güvenliğini yok ediyor, bunu biraz açmak gerekirse.. Biz, köyümüzde mahallemizde bir muhtar seçtik, seçilemeyen muhtar ya verilen hediyeyi bahane etti yada bir yalancı tanık düzenegi kurarak, ben bu seçilen muhtarı şuna telefon verirken gördüm, buna altın verirken gördüm, şuna iş sözü verirken gördüm diyerek mahkemeye baş vurursa ve mahkeme seçimleri iptal etmeye başlarsa bunun sonu nereye kadar gider? Hiç düşündünüz mü?
3* Mahkemelerin yetki alanını yok ediyor bu karar, seçim denetimi ve yargısı hakimlerin ve partilerin hukukcularınında içinde olduğu seçim kurulları aracılığıyla yapılır kuralları yok ediliyor, mahkemelerin yetki alanları karışıyor, mahkemeler arasında hiyerarşi bozuluyor, yok ediliyor…
4* Genelde duruşma salonlarında “adalet mülkün temelidir” yazar, burada ki mülk devlettir, devlet sistemi toplumsal düzen demektir, toplumsal düzenin, barışın temeli adalettir. Bu adalet sistemine güven azalırsa, yok edilirse toplumsal düzenimizin temeli yok edilmiş olur.. Aklı başında herkes bunu bilir, koltuk hırsı bu bilincin önüne geçerse, o zaman karşılıklı hem kurumsal, hem de kişisel güven sorunu başlar, siyasetcilere, din adamlarına, yargı sistemimize güven hangi seviyede araştırmanızı öneriyorum.. Şimdi Butlandan, parti içi seçimleri yok sayan karardan nasıl çıkılır, üzerine düşünerek yazımıza son verelim..
İlk yapılacak iş, bu kurultay kararını kim yok saydıysa onlar var saymalı, bir istinat mahkemesi yok saydıysa, daha üst mahkeme olan Yargıtay bu yok sayışı iptal etmeli, seçilmiş kişi ve başkana seçildikleri makamlara dönmelerinin önü acilen açılmalıdır…
İkinci yapılacak şey, atanarak gelen yönetimin acilen 15-20 gün içinde kurultaya gitmesidir ki, daha çabuk sonuç alınacak bir yöntemdir. Ayrıca burada polis baskınıyla genel merkeze girmenin abesliğide, saçmalıgındanda bir nebze olsun arınılmış olur, yapılan hatalar giderilmiş olur…
Üçüncü olarak ben mahkeme kararına uyuyorum diyenlere gelince, Parti meclisi, milletvekilleri, delegeler, il ve ilçe başkanları partiye kayyım yoluyla atanmış yönetimi istemediklerini defalarca özgür iradeleriyle beyan ettiler, bildiriler, açıklamalar yayınladılar. En kısa zaman da ister üye ile ister delegeler ile kurultaya gidilmesini istiyorlar… Bu yanlış karardan en az zarar ile çıkış kurultay ile olabilir, buradan çıkış demokratik kuralların uygulanmasıyla mümkündür, buna demokrasiye dönüş de diyebiliriz…
Aslında bu kararlar ve devamında olanlar demokrasinin sakatlanmasıdır, bu sakatlık can kaybına doğru hızla yol alıyor, demokrasinin can kaybı demek otoriter yönetim demek, seçimlerin nezaketen yapılması demektir… Bu nedenle tüm demokratları bu durumdan vazife çıkarmaya ve kim haksızlığa uğruyorsa ülkemiz, toplumsal düzenimiz/barışımız için operasyona maruz kalan ana muhalefet partisinin yanında olmamız, demokrasiye ve bu partimize sahip çıkmamız gerekir…
Bir an önce bu hatandan dönülmesi, bu sorundan partinin ve ülkenin çıkarılması önerisi, ricası, dileğiyle…
Hüseyin Benek -- 11.6.2026 – vatandasfikri.com
|