|
 |
 |
Genç Yazarlarımız |
|
Reklam |
İMAN ETMEDİKCE CENNETE GİREMEZSİNİZ, BİRBİRİNİZİ DE SEVMEDİKCE İMAN ETMİŞ OLAMAZSINIZ!
H.z. Muhammed
Adrese Git |
|
|
|
Hükümet / Siyaset eleştirisi – 2 |
Hükümet/Siyaset eleştirisi – 2
(Sosyolojik acıdan)
Sosyolojik acıdan baktığımız da hükümet üzerinden bütün siysal tarafları degerlendirelim ve başarılılar mı, degil mi siyasetimizi sosyolojik tavırları üzerinden eleştirel olarak degerlendirelim… Sosyolojik acıdan toplumla siyasetci, hükümetle, toplumun diger sosyolojik gruplarının durumuna bakacagız…
Bizim siyasetciler, bir sosyolojik tabana yaslanırlar ve o tabanı kaybetmemek için diger toplumsal grupları yok sayarlar… Bu iktidar hangi toplumsal grupdan oy alıyor, hangi toplumsal grupları dışlıyor bunları iyi degerlendirirsek hükümetin sosyolojik acıdan durumunu degerlendirmiş olruz… Ama sadece hükümete haksızlık etmeyelim, diger bütün partilerde de aynı siyasal yöntemleri aşagı yukarı görüyoruz… Ama agırlıklı olarak hükümeti degerlendirelim, çünki en çok sosyolojik ayrışmaya katkısının bu partimiz ve lideri tarafından yapıldığını düşünüyorum…
Hangi toplumsal tabana dayanıyor, türban laiklik geriliminden bu yana kendine Sunni dindar denen gruba dayanıyor ve bu grupdan oy alıyor… Son secime kadar da dindar Kürtlerin de oyunu alıyordu son seçim de Nedendir bilinmez ama dindar Kürtlerle bagı koptu… Oysaki bu barış acılımı AKP nin sosyolojik başarını tescilleyecekti… Ayrıca Alevi cemaatinin sorunlarını da çözerek sosyolojik başarısızlık gölgelerini dagıtabilir…
Şimdi sadece Sunni dindar grupdan oy alıyor, hükümet (Akp) öyle de diger partiler nasıl derseniz herkesin bir tabanı oluşmuş bütün siyasal söylemleri bu taban üzerine oluşturuluyor… Bütün siyasal partiler bunu yaparsa ki aşagı yukarı yapıyor, toplumsal bölünmüşlügü bilerek veya bilmeyerek beslemezler mi? Bu söylemden toplumsal bölünmeler, kamplaşmalar, kutuplaşmalar, gerginlikler ortaya çıkmaz mı? Çıkar… Nitekim öyle olmuştur…
Sosyolojik bölünme bir çok toplumda mevcuttur, yalnız siyasiler bu ayrımlardan dolayı ve ayırımları besleyerek oy istemezler… Sorunlar varsa bunu çözmeye söz veriler ve çözerler… Bunun yerine vatandaşlık bilinci işlenimiyor ve kişiler sosyal kimliklerin de üstün de bir vatandaşlık bilinciyle kişinin topluma, devletine aidiyet duygusu ile baglanır… Biz de ise alt kimleri üzerinden onun duyguları okşanarak siyasi taraftar yapılır ve oy alınır…. Hem sosyolojik hem de siyasal olarak toplumsal ayrışmalar körüklenerek oy alınıyor ama kutuplaşmalara neden olunduğu görülemiyor… Böylece toplumsal bağlar koparılıyor…
Böyle durumlar da siyaset toplumsal bağları kurmak için çalışması gerekirken, bu bağları mümkün olduğu kadar gererek, toplumu bölerek, üstelikte taraf olmaya davet ederek, kendi toplumsal tabanına birlik cağrısı yaparken, karşı tarafın kaygılarını göremeyen bir siyasal yöntem izlendi izleniyor…. Bu etnik ve inanca dayalı siyasetcilerin sosyolojik kaşımaları vatandaşlık bilincini gölgede bırakıyor…
Partilerin sosyolojik tabanları o kadar net ki, diger grupdan oy alması çok zor görünüyor, hatta o kadar agır suçlamalar oluyor ki ben bunları buraya taşıyarak bu yazıyı vasatlaştırmak istemiyorum… Bu gibi gerginlilklerin olduğu durumlar da sosyolojik tabanı en geniş olanın başarısı garantilenmiş oluyor.. İktidar partisi de en geniş sosyolojik tabana dayandığı için başarısı sürekli oluyor… En güçsüz çıktığı seçimden bile birinci parti olarak çıkıyor, bu durum bu partimiz için iyi olsa da… Bu durumun böyle devam etmesi toplumumuzu provakasyona acık hale getiriyor, birileri bu yaramızı kaşırsa, toplumsal sorun kapıda demektir… Böyle bir toplumsal yapı toplumumuz için iyi degildir…
Neden degildir derseniz, bir sosyolojik grubu temsilen muhalefet de olsanız çok önemli degil ama iktidar da olduğunuz zaman diger sosyolojik gruplarla devletin bagı kopmaya başlar… Hele bu bir iki dönemi geçtiğin de ise, 10-15 yıllık bir iktidar dönemin de gerginlik karşılıklı paronoyaya dönüşür…. İktidar dışın da kalan sosyolojik gruplar ortak tepki göstermeye başlar ve bu sokaga Gezi olayları olarak da yansımıştır… Bu durumun normalleşmesi için ne yapılabilir dersek??
Partiler sosyolojik tabanlar üzerinden degil vatandaşlık tabanı üzerinde söylem, eylem üzerine içraatlar geliştirmeli ve bir partiye sırf şu etnik kökene mensup olunduğu için, diger bir partiye de sırf Dini gerekcelerle oy verilirse, o toplum da demokratik sistem olgunlaşamaz, uygulanmasın da sürekli aksaklıklar ortaya çıkar… Demokratik bir yarış yerine iktidar imkanlarını bizim grupdan yana cevirme yarışı başlar ki, siyaset kurumuna güven kalmaz..
Size ve siyaset grubunuza güvenenler sadece sizin taraftarlarınızdır, size etnik kökenden veya mesepsel yakınlık duyanlardır… Digerleri sizin için ne düşünür, hiç düşündünüz mü? Düşünün ve tüm partiler sosyolojik tabanlarının haklarının yanı sıra daha çok vatandaş haklarını öne çıkararak aşılabilir…. Çün ki bu vatandaş grubunun içinde her sosyolojik tabandan kişiler bulunmaktadır… Emekli veya çalışan haklarını öne çıkararak siyasal söylem toplumda ki bölünmeleri, kırılmaları, kopuşları onaracaktır.. emeklilerin için de her etnik grupdan kişiler bulunmaktadır… Örnegin çalışanların güçlendirilmesinin karşısına sermayenin güçlendirilerek toplumsal gelişme sağlanacagını da ileri süren partiler olabilir… Sermayenin de için de her türlü toplumsal grupdan kişiler bulunmaktadır… Böylece siyasetcilerin neden olduğu toplumsal bölünmüşlüge son verilebilir…
Demokratik sistemler de herkesin bir siyasal tabanı olur, Örnegin, sosyal demokratlar çalışanlardan yana tavır sergilerler, muhafazakarlar geleneksel aile düzeni ve kültürel etkileşimlerin yanı sıra inança dayalı bir söylem geliştirirler.. Bu söylem, bir mesepsel yakınlaşma degil genel olarak inança dayalı siyasal düşünceler… Milliyetciler ise hakim etnik topluluğun toplumun bel kemigi olduğu ididasıyla siyasal söylem geliştirirler… Marjinal gruplar ise sisteme muhalefet ederler…. Başka sistem arayışları içindedirler… Bura da sosyolojik etkilenmeler olsa da, bu etkiler birincil degil, ikincil, üçüncül etkileşimler olabilir, olmalıdır…
Siyasal ortamımızı normalleştirmek istiyorsak, bütün partilerimiz, HDP’nin yaptığı gibi kendi sosyolojik tabanının dışına çıkmaya çalışmalıdır… Bunu bu seçim de başaran HDP’ye kendi sol ve sosyalist söylem dışından da oy gelmiştir… Bu Parti adaylarını secerken çok farklı sosyolojik gruplardan adaylar belirlemiştir… Böylece dindar Kürtler ve Türk solcular da bu sefer bu partiye oy vermişlerdir… Dilerim bu partimizin bu tavrı sürekli olur ve siyasetimiz sosyolojik siyasetten demokratik, siyasal, ekonomik ve vatandaşlık temelli siyasete doğru gelişir, değişir…. Toplumumuz sosyolojik gerilimlerden kurtulur ve siyasetcilerimiz sosyolojik farklılıkları kaşımaktan vazgecer, toplumumuz normalleşir….
Siyasetcilerimizin toplumsal bagları demokrasi, laiklik üzerine inşa edilecek bir vatandaşlık bilinciyle güçlendirir dileklerimle… Selam ve sevgilerimle…
Hüseyin Benek --- Haziran 15 --- www.vatandasfikri.com
|
|
|
Bu Üyenin Diğer Yazıları |
|
|
|
Reklam |
“Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur."
M.Kemal Atatürk
Adrese Git |
|