SİVİL, BAGIMSIZ DEYİNCE…
Ülkemizde Sivil Bağımsız Denetim Kurumları Kalmayınca Hükümet ABD li bir firmayla anlanmış… “Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan yapılamaya göre: Danışmanlığın hiçbir icra fonksiyonu ya da yetkisi olmayacaktır, Yeni Ekonomi Programı kapsamında Kamu Maliyesi Değişim ve Dönüşüm Ofisi kurulacak" Hayırlı olsun…
Ben sivil değil deyince vatandaşların kamu dışındaki örgütsel yapısını anlıyorum, yalnız kamu yöneticileri çatlak ses, eleştirel düşünce, sivil denetim istemedikleri için hemşeri dernekleri, meslek odaları dahil, emekli dernekleri, Esnaf ve Ziraat odaları ve sendikalar dahil hep iktidarın yan kuruluşu gibi olsun istiyorlar ve buralardaki seçimlere dolaylı, dolaysız müdahalelerde bulunuyorlar… Ve böylece çoğu STÖ’nün başkanı iktidar yanlısı partinin desteklediği kişilerden oluşuyor… Oluşuyor oluşmasına ama bir tehlike baş gösterdiğin de, olağanüstü bir halde, bağımsız seslerin olmamasına neden oluyor… Bağımsızlığından şüpheli sesler de inandırıcılığını kaybediyor, sonuç…
Bir ekonomik sorunla karşılaşıyoruz, bir ekonomi tv’sin de banka müdürleri sırayla konuşuyor, kamu bankası müdürleri konuşuyor, bakan rahatsız olmasın, Başkan rahatsız olması derken konuşamıyor bile… İş bankası genel müdürü Adnan Bali, çıkıyor ve konuşuyor iç piyasa, dış piyasa onun sözlerini dikkate alıyor neden, onca müdür arasında neden onun sesi dinleniyor? Bağımsız olmasından kaynaklı, güvenilirliğinden onun tespitlerini hepimiz can kulağıyla dinliyoruz, uyarılarına önerilerine inanıyor ona göre davranıyoruz.. Piyasa da onun sözleri üzerine biraz olsun nefes alıyor… Bu kuruma teşekkür edecek başkan, bu kurumla ilgili siyaseten bir yorum yapıyor ve kurum hisseleri azda olsa bu sözleri olumsuz hissediyor… Bu bankanın bağımsızlığı kriz anında bir şans oluyor hafiften rahatlayınca ilk oraya doğru konuşulması da kamu yöneticilerinin bağımsız kurum ve kuruluşlardan, STÖ’rinden rahatsız olduğunu çıkarabiliriz… 3-5 bagımsız kurum, birkaç STÖ var bunlarla da süreli kamu gücüyle uğraşılıyor… Biri Türkiye Barolar Birliği, Digeri TMMOB ile sürekli bir uğraşı içinde olan kamu yöneticileri artık şunu anlamlıdırlar… Bagımsız ses kalmazsa, siz zaten, siz gibi konuşmuyormusunuz, herkes sizin gibi konuşursa, güvenilirlilik, inanırlılık sorunu yaşanmaz mı? Son Uluslararası güvenilirlik sorunu ise ABD’li bağımsız bir Danışmanlık şirketiyle aşılması… Kendi bağımsız kurumlarımızı, kendi ellerimizle yok edişimizin kanıtı değil mi?
Kendi ülkende bağımsız bir alan bırakmazsak, kendi danışmanlık firmaları arasında sürekli senin gibi olanların yaşamasına izin verirsek, Sivil Toplum Örgütlerini parti örgütleriyle karıştırırsak… Gelinen noktada bağımsız kurum ve örgütümüz kalmaz… Aynı şey devletin gücünün paylaşıldığı Yasama, yargı Yürütme arasında da yaşanıyor.. Yasa yapılırken yasa yapıcılar hükümetin tüm yasa istemlerini yaparken, muhalefetin tüm istemlerini ret ederse, orada bir bağımsızlık sorunu olduğunu biz görmezlikten gelsek de dünya kamuoyu görür… Medya sadece bizim sözümüzün topluma ulaştırma aracı haline geldiyse, bizim sesimizden başka ses duyulmuyorsa başka sese ihtiyaç duyduğumuzda ne olacak? İşte o bağımsız ses Sivil toplumun örgütleriyle oluşturulmalıdır ki, onların eleştirileri, istekleri, önerileri, uyarılarına dikkat ederek kamu yönetimi toplumsal uzlaşıya da katkılar sunacak, kamu hizmet kalitesini de artıracaktır… Bu arada…
Sivil Tolum Örgütleri de Sivil Alanda lüzumundan fazla siyasallaşırsa, iktidar partisi onları kendine siyasal rakip görecek dikkate almayacaktır… Aynı bir kamu denetçiliği gibi, kamu görevi yapan kurumlar gibi, Sivil Toplum Örgütleri de bir kamu görevi yaptığını unutmamalı iktidar mensuplarına da diğer vatandaşlara da aynı mesafede durarak, hukuki sınırları içinde STÖ’ tü görevini yapmalıdır ki… İktidarlar bahane armasın ve bulamasın… Sivil toplumumuz, iktidar dışı kurum ve kuruluşlar, akademi, medya bağımsız inisiyatif göstermesinden çekinilmemeli dahası özendirilmelidir ki… Başkalarının bağımsız kuruluşlarına, uluslararası alanda raporlarına ihtiyaç duyulmasın… Dilek ve önerilerimle, Selam ve Sevgilerimle…
Hüseyin Benek --- 30.18 – vatandasfikri.com
|
|