AKLİ, ESARET!!!
Akıl nedir, bize verilen en önemli nimettir, o yoksa yaşama kılavuzumuz yok demektir, iyi yaşama arama aracımız demektir, bu nimeti nasıl kullanırız, nasıl kullanıyoruz, neden böyle oluyor?
Akıl neyle çalışır, bilgi ve tecrübeyle, bilgi burada en önemli girdidir, akla bilgi girmezse akıl deneme yanılma yöntemiyle çalışacaktır, sadece biz deneme yanılma yöntemini uygularsak hayat bizim için çok kısa her şeyi deneyemeyiz… Bunun içindir ki evrensel bilgi başka insanların ulaştıgı deneme yanılma yöntemiyle edindiği tecrübeler birikimidir de diyebiliriz… Bilgi insanlıgın ulaştığı ortak tecrübedir, insanlığın ürettiği bilgi bize yazılan kitaplar, dijital depolar aracılığıyla ulaşır, bu bize ulaşan bilgi ise akla sunuldukca akli melekelerimiz daha çok çalışır, akli yetenekler çok çalıştıkca düşünceler üretilir… Bu düşüncelerden mantık acısından iyi/güzel/doğru olanlar davranışa uygulamaya dönüşür ve böylece daha iyi bir toplumsal ve kişisel yaşam inşa edilebilir… Bizim toplumumuz acısından neden daha iyi bir yaşam inşa edilemiyor da, bir alama, Lüksenburg, Japon, İsveç, Fillandiya lı için edilebiliyor, hiç düşündünüz mü? Düşünmek için bilgi bilgi için merak ve araştırma gerektiğini unutmadan akli esaret içindemiyiz degilmiyiz?
Gecen sene 4-5 lira tarlada olan soğan pazarda 15-20 liraydı, bu sene 50-60 lira 70 liralık etiketler de gördük… Neden böyle oluyor akla soru soralım ve akla bazı bilgiler de verelim ki akli esaret, yanılgı içinde olmayalım… Gecen sene soğan daha çok ekildi, daha çok ürün alındı ve bol olduğu için ucuz oldu bizde bol bol soğan yedik… Bu sene yiyemeyecegiz çünkü sogan şimdiden 60-70 lira, neden bu kadar pahalı gecen sene sogan eken çifticileirmiz emeklerini alamadıkları için bu sene ekmemişler de ondan… O zaman akıl geregi sogan ekici sayımızı, ekim alanlarını, ürün miktarını toplumumuzun ihtiyaçlarına göre ayarlamamız lazımdır degil mi? Evet kim ayarlayacak tarım bakanlığı, tarım bakanlığını kim yönetiyor, hükümet, hükümet 24 yıldır hükümette daha bir sogan politikası gerçekleştirememiş demektir ki.. Bu sorun, biz hayatımızı kolaylaştıracak hükümet secemiyorsak bu daha başka bir sorun…. Sonra bu sene başka bir ürüne daha bakalım mı?
Bugday, bu sene yagmur yagdı, verim iyiydi, ürün muhtemelen kendimize yetecek kadar var, bunlar güzel haberler, ama soganda yaşanılan sıkıntı buğdayda da yaşanabilir mi, yaşanıyor mu ona bakalım mı? Hükümet, bakanlık bugday taban fiyatlarını 16 TL -16.50 Krş olarak acıkladı, sonuç nedir? Piyasada buğday 11-12 lira Arpa 9-10 lira dolaylarında… Maliyet nedir derseniz bana göre 8-10 lira maliyetine bugday satan çiftçiler gelecek yıl bugday ekermi ekmezler… O zaman üretim düşüklüğü, üretim düşüklüğü demek ithalat demek, ithalat ise ülkemizin kaynaklarının başka ülkelere aktarılması demektir… Örnegin Sogan ve bugday ithal ettiğimizde, et ithal ettiğimizde ülkemizin döviz kaynaklarını ithal edilen ülkelere aktarıyoruz degil mi? Et ithalatının et üretimine etkisi ne olur diye akla sorduğumuzda, üretim azalması cevabını buluruz… İster tarım ürünleri ithalatı, ister tekstil ürünleri, ister sanayi ürünleri, ister enerji, isterseniz hammadde, hiç fark etmez ithalat demek dış ticaret acığı demektir, dış ticaret acığı ise döviz ihtiyacı demektir ve döviz ihtiyacı da borç demektir, borç ise faiz demektir, faiz ise yurt dışı sermaye sahiplerine ödeniyorsa yine ülkemizin fakirleşmesi demektir… Sonuç olarak..
Az üretim demek pahalılık demektir, az üretimin nedeni ise üreticilerin desteklememesi demektir ki artık bu kronik hal alıyor demektir … Şimdi günün anlam ve önemine gelelim dün 15 Temmuz du, bagımsız Akla soralım 15 Temmuz neden oldu?
Önce devlet kimin, devleti kim yönetir, devlete görevli alırken nelere dikkat etmek gerekir, bunların bilgisini verirsek akla, akılda bize düşünce, düşüncede bize davranış verecektir…
Devlet vatandaşındır, devleti kim yönetir vatandaşın rızasını alanlar, temsilen devleti yönetirler, devleti yönetenler devlet görevlilerini nasıl seçmelidirler, vatandaşların içinde bu işi liyakatle, layıkıyla yasalara baglı olarak yapacaklar arasından, o zaman devletimiz vatandaşın yararına, anayasa göre işletilir, yoksa.. Şu grubun alnı secdeye degiyor, şu grup daha bize yakın, şu gruba bu devlet dairesinde etki verelim gibi şeyler ile bir grup devlette paralele hükümet olacak adar etkili olursa, işte 15 Temmuz oldu, önlem alınmazsa yarın yine olur da.. Ayrıca devlette denge ve denetim için Yasama//Yargı//Yürütme(hükümet) gibi güçlerin ayrı kurumlarda toplanmasıyla oluşmazsa… Hükümete gelen kişi, gruplar hükümeti bırakmamak için muhalefeti baskılarla sindirmeye çalışırlar.. 24 yıllık iktidarımız sanırım bunu yapıyor.. O zaman akıl bize diyor ki demokrasiye sahip çıkmak, muhalefete sahip çıkmakla başlar… Yazıyı 415-420 kelimeyle sınırlamaya çalışırken 626 kelime olmuş, dertliyiz ki konuşuyoruz, dertliyiz ki yazıyoruz.. Akıl esaretinden kurtulmadıkca akledemeyiz, bize algı yaratmak için verilen bilgilerle akledersek, akıldan çıkarız… Bilgiyi ve medyayı, haberi kontrol edenlerin aklıyla, sanki kendimiz düşünüyoruz yanılgısı içinde oluruz.. Olmamak için bilgi, haber kanallarımızı çeşitlendirelim ve bize ulaştırılan bilgileri başka kaynaklardan bilgi doğruluğu sağlamasını yaparak akla alalım ki akıl esareti içine düşmeyelim, düşmemek dilegiyle selam ve sevgilerimle…
Fikri ADİL – 16.7.2026 -- vatandasfirki.com
|