|
 |
 |
Genç Yazarlarımız |
|
Reklam |
İMAN ETMEDİKCE CENNETE GİREMEZSİNİZ, BİRBİRİNİZİ DE SEVMEDİKCE İMAN ETMİŞ OLAMAZSINIZ!
H.z. Muhammed
Adrese Git |
|
|
|
TERÖRİSTLE MÜCADELE/VATANDAŞIN HAKLARINA SAYGI |
TERÖRİSTLE MÜCADELE VATANDAŞIN HAKLARINA SAYGI
(Ceberrut, devlet refleksini aşan ekonomik, demokratik, yasal sınırlar içinde silahlı mücadele, diplomatik ve sosyolojik devlet tavrı ile aşılacak bir sorun)
(Özgürlük ve hukuk sınırları ile güvenlik dengesinin iyi ayarlanması gereken sorun)
(Vatandaş ile örgüt mensupları kesin olarak, hatta örgüt mensupları arasında bile şiddete bulaşmışla siyasal mücadele edenler ayrı ayrı değerlendirilerek mücadele edilecek bir sorun)
Bir yan da halk bir yanda bu halkı kalkan olarak kullanan bir örgüt, iki arada kalan devlet vatandaşına zarar vermeden nasıl operasyon yapacak… Vatandaşlarının güvenliğini sağlamak için, sokağa çıkma yasağı uygulayarak teröristlerle mücadele etme yolunu seçen Devletimiz ve güvenlik güçlerimiz, kolay olmayan bir mücadele içindedir… Bu mücadele anın da, ayrıca teröristlerin vatandaşları kalkan olarak kullanmak için yaptıkları baskı nedeniyle zarar gören o bölgemizde yaşayan vatandaşlarımızdır… Vatandaşlarımız zarar görmesin diye hasas bir şekil de davranılmakta, vatandaşlar ve teröristler kesinlikle ayrılmakta bu nedenle mücadele uzun sürmektedir. Güvenlik kuvvetleri ve teröristlerin çatışmasına dayalı güvenliksiz bir ortam oluşmakta ve güvenlikleri kalmayan vatandaşlarımız bölgeyi terk etmektedir… Biz bu ülke vatandaşları, sivil siyasi iradenin kararına dayalı, devletimizin güvelik güçlerinin bu mücadelesini demokratik siyaseti benimseyenler olarak destekliyoruz, terörle mücadele edenlerin yanındayız… Devlet yasadışı silahlı unsurlara izin vermemelidir, bu hem vatandaşların güvenlikleri hem de devletin otoritesi için gereklidir.
Devlet ne yapmalı bu mücadele de? Devlete, yasalara, toplumsal düzene karşı eline silah alan teröristtir, yalnız devlet teröristlerin vatandaşlarına bu kadar rahat ulaşmasına, bu kadar iç içe geçmesine izin vermemeliydi, vermemelidir. Teröristlerin vatandaşların evlerine el koyduğunu, hatta askerlik şubeleri kurarak asker aldığını, asker olamayanlara da bedeller, vergiler koyduğunu uzun zamandır duyorduk… Yani ortamın bu noktaya gelmesi için ortam müsait hale gelmiş ve vatandaşlar bazen terörist örgütün zorlamasıyla, bazen şartların zorlamasıyla, bazan gençlerin asiliklerine dayalı olarak örgüte katılımlar olmuştur… İşte bu nedenledir ki, burada ki mücadele de karşı tarafı topyekün terörist ilan etmeme gereğini hepimiz düşünebiliyoruz değil mi?
Bu örgüt çatışmayı halkı olayların içine çekebilmek için sokağa taşıdı öyle anlaşılıyor, o zaman güvenlik güçlerine çok iş düşüyor hem bunlarla ciddi mücadele edecek, hem de vatandaşın yasal haklarına saygı duyacak, koruyacak tabir caizse tereyağından kıl çeker gibi vatandaşın arasından teröristi çekecek alacak… Bunun için bölgede ki yerel yöneticiler, kanaat önderleri, sivil toplum örgütleri ve HDP’nin tavrı teröristlerden yana olmasına rağmen onların içinden, demokratik siyaset taraftarları ile diyaloglar kurulacak bu gençlerden kerhen bu işe bulaşanlar ikna edilecek ve bölgenin normallşmesi sağlacak… Diyelim ki ikna edilmeyenler var ise devletin güvenlik güçleri tarafından teslim alınacak bu olaylar da işinde gücünde ki vatandaşa en küçük bir rahatsızlık verilmemelidir… İster HDP, ister teröristler içinde diyaloga acık olanlarla diyalog, müzakere acık olmayan ve suca bulaşmış olanlarla da silahlı mücadele baskısıyla yasal sınırlar içine çekilecek, sokaklarımız da teröristlerin hendek kazmaları engellenecek sokaklarımız da yasalarımızın hakimiyeti tesis edilecek, vatandaşlarımız sokaklarında özgürce dolaşacaktır. Bundan sonrada seçim hikayesiyle, müzakere hikayesiyle teröristlerle görüşme olsa dahi silahlı unsurlara müsamaha gösterilmeyeceğini son çözüm sürecin de anlamış bulunuyoruz…
Örgüt sempatizanları arasında her türlü otoriteye karşı olan anarşist çocukların da olduğu anlaşılıyor, bu çocuklar örgüt sorumlularına karşı da tepki göstereceklerdir… Bunun için bunların tepkileri örgüte kanalize edilmelidir, bunu devletin yumuşak güçleri olan yazarlar, çizerler, güvenlik güçlerinin dışında ki kamu görevlileri, yerel yönetimler bu alan da ciddi çalışmalar yapmaları lazımdır… Bunun için de Türkiye’nin doğusuyla, batısıyla büyük bir toplumsal kampanya ile “Hendeklerin arkasında yaşayanları anlıyoruz ” kampanyası düzenlenmelidir. Batıda yaşayan öncelikle Kürtler olmak üzere, her vatandaş burada yaşayan bir vatandaşın bir derdine, duygusuna ortak olmalı ve bu barikatlar duygularla aşılmalı ve duygusal kopuşun da önüne geçilmelidir.
Örgütün propagandasına, hendek tuzağına bakınca bu zorunlu görülmektedir, oraya gelen askeri ilk olarak çoluk çocuk karşılamakta, asıl teröriste ulaşıncaya kadar 4 barikat aşılması gerekmektedir. Bunlar şunlar olduğunu görülmektedir… 1- Mahallenin tam merkezindeki ana terörist karargâhı, burada kadrolu PKK’lılar ve bu teröristlerin yerel liderler kadrosu var. Olaylar bu merkezden idare ediliyor…. 2 – Burada barikat da ağır silahlar var (makineli tüfekler roket atarlar) Burada ki grubu dag kadrosundan PKK’lılar ile şehirdeki deneyimsiz kadrolar oluşturuyor. Bunlara bile güvenlik güçlerinin ulaşması için iki barikat daha bulunuyor… 3- barikat da ise genel olarak 18 yaş altı YDGH’li çocuklar, sempatizan gençler, deneyimsiz maceracı tiplerden oluşuyor, sonuçta ellerinde silahları var. 4- Barikat ise güvenlik güçlerini ilk karşılayan barikat, burada 18 yaş altı çocuklar daha ağırlıktalar, genel olarak da silahları yok, daha çok gözcülük ve keşif gibi görevler yapıyorlar. Güvenlik güçlerimiz ilk bunlarla muhatap oluyorlar… Bütün bu barikatların aşılarak asıl teröristlere ulaşılması zor olmakta ve bu nedenle bu mücadele uzun sürmektedir… Orada yaşayan vatandaşlarımız bu sorunun kalıcı olarak çözülmesini istediklerini biliyoruz, bu nedenle onları, teröristlerle mücadele ederken yaşanılan sıkıntılara karşı sabırlı olmaya davet ediyoruz.
Yapılan araştırmalardan örgütün halk arasında ki desteğinin devletinkinden daha düşük olduğunu görüyoruz… Halk genel olarak hem devlete hemde örgüte tepkili olduğu anlaşılıyor… Bu tepkilerin anlayışla karşılanması gerekiyor, çünkü gerçekten de güvenlik sorunu olan yerler de yaşamanın zorluğunu anlayabiliyoruz sanırım…
Bu işin köklü çözümü için yapılması gerekenler nedir dersek? İlk olarak o bölgede yaşayan vatandaşlar bölgede ki siyasilere tepki gösterecek, iki örgütün mensublarına tepki gösterecek. Üçüncü olarak da Ülke genelin de siyaset üslubunun/dilinin yumuşaması, farklıya karşı bir empati(digergam, karşıdakini anlamaya çalışma anlama) dilinin siyasetin dili olması ve demokratik siyasetin siyasetimize hâkim olması gerekir. Dördüncü olarak da, orada ki yerel yöneticilerin, Vali ve kaymakamlara, yasalara saygılı belediye başkanlarına daha fazla inisiyatif tanınarak soruna en yakın tanık olanların çözüm önerileri öncelikli politikalar olarak belirlenmelidir. Beşinci olarak da soruna toptancı yaklaşım yerine daha yerelci, daha mikro ölçekli, neredeyse her il ve ilçe için ayrı yerel çözüm üretme yoluna gidilmeli. Altıncı çözüm önerisi ise güvenlikçi çözüm yollarının daha çok tırmandırılmaması, daha makul daha sivil, daha kültürel çözüm önerileriyle soruna güvenlik güçleri kadar yumuşak güç sivil unsurların da mücadelenin içine çekilerek yaklaşılması gerekmektedir… Şu anda devlette soruna en sağduyulu yaklaşanların askerler olduğunu görüyoruz. Çünkü asker, kent çatışmalarının doğurabileceği sonuçların ne olabileceğini görüyor, biliyor. Yedinci olarak da siyasi karar alıcıların kent merkezinde sokak çatışmaları konusunda, dünyadaki örnekleri iyi analiz etmesi, devamında ise askerleri iyi dinlemesi lazım. Sekinci olarak da örgütün ekonomik, sosyal ve eleman temininin önüne geçilmesi gerekmektedir… Son olarak da, çözüm süreci buzdolabından çıkarılsa, mutlaka bölgede yaşayan gençlerden “25 Yaş altı Genç Bir Akil Heyeti” kurulması onların önerileri ve düşünceleri üzerine çözüm sürecine yeniden yön verecek politikaların belirlenm
esi gerekmektedir… En Kötü Barış, EN iyi savaştan Hayırlıdır….
Dilerim bu olayları aşarız o bölgemizdi yaşayanlar sokaklarında özgürce barış içinde yaşarlar… Selam ve sevgilerimle…
Fikri Adil --- 1 Ocak 16 --- www.vatandasfikri.com
|
|
|
Bu Üyenin Diğer Yazıları |
|
|
|
Reklam |
“Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur."
M.Kemal Atatürk
Adrese Git |
|