|
 |
 |
Genç Yazarlarımız |
|
Reklam |
İMAN ETMEDİKCE CENNETE GİREMEZSİNİZ, BİRBİRİNİZİ DE SEVMEDİKCE İMAN ETMİŞ OLAMAZSINIZ!
H.z. Muhammed
Adrese Git |
|
|
|
İNANÇLARA/LAİKLİGE SAYGI |
İNANÇLARA SAYGILI LAİKLİK, LAİKLİGE SAYGILI İNANÇLAR
Evet, bu iki taraflı denge de olacak bir durum, biz hep şunu söyler ve biliriz laiklik inançlara saygının gereğidir, ama inançlar laikliğe saygı duymuyorsa ne olacak, o zaman uygulanabilir mi? Uygulanamaz, çünkü laiklik inançların da konsensüsünü gerektirir.. Bunu şöyle açıklayabiliriz, ben farklı bir inanç yorumuna saygı duyarsam, oda bizim yorumumuza saygı duyarsa, laiklik tecelli etmiş olur, yoksa hiç kimse kimsenin inancına saygı duymazsa, laikliğe de saygı duyulmamış olur… Saygı duyulmayan durum da laiklik uygulanamaz…
İşte tam bu nedenlerden dolayı laikliğin dini inanç grupları tarafından kabul edilmesi gerekir, gerekir ki kendi aralarında da çatışmasınlar, başka inanç yöntemleriyle de çatışmasınlar, yoksa Allah korusun, inancımız çatışmamızın kaynağı olur… Şu anda İslam toplumlarının yaşadığı kaotik durumun kaynağı olduğu gibi… Bunun için laiklik devletin kurumların da ve kamusal alanda herkesin ( inanç gruplarının, inançsız grupların) saygı duyması gereken bir ilkedir… Bana göre demokrasinin tamamlayıcı ilklerinden biridir de… Dünyada ki uygulamalarına baktığımız da ise kısmen şunları görüyoruz…
Avrupa da laisizm, biraz da yaşadıkları olumsuz tecrübelere (mezhep çatışmaları, Kilise baskıları) dayalı olsa gerek, laikliği sert bir şekilde uygulamışlar ve bazı ülkeler halen uygulamaya devam ermektedir. Bazı devletler dine devlet desteğini korurken… Bazıları din karşısında tarafsız kalmayı tercih ettiği görülüyor. Bazılarını ise inançları sosyal, ya da felsefi düzeyde destekliyor… Amerika Birleşik Devletleri'nde, ise devletten din korunuyor gibi bir algı var.. Bunun nedeni siyasal iktidarların dini kullanmasının, istismar edilmesinin önüne geçilmesi için olsa gerek… ABD de devlet dini düzenlemelerin dışında tutulmaktadır. Bizde hem devletin dine müdahalesi, hem de siyasetin dini söylemi yoğun olduğu için laikliğin tam anlamıyla anlaşılmamasına neden olunmaktadır. Geçmiş de bazı inanç gruplarına yapılan devlet baskısı da laikliği toplum nezdinde sevimsiz hale getirmiştir. Bu nedenle hem devletimiz laik olamamış, hem de toplum inanç yaşamını laikliğe göre düzenleyememiştir. Bu nedenle toplumumuzda kaygıların, gerilimlerin yaşandığı görülmektedir..
Laikliğin başka bir ayağı da dini kurumların bürokratlar tarafından işletilmemesidir, bunun devamın da devleti yönetenlerin dini sıfatlar taşımaması gelmektedir… Laikliğin başka bir göstergesi de devletin, vatandaşlarına bir dini, ya da dinin yorumlarını empoze etmemesidir. İnançlar konusunda tarafsız kalabilmesi laik devletten beklenilen bir durumdur… Dini inanç, kurallarının konmasın da, öğretilmesin de, yaşanmasın da özgürlük ortamı sağlama görevi vardır devletin… Devletin dinden direk kural alması, kamu faaliyetleri ve kararların da dini referanslar göstererek icraatlardı bulunması,, Özellikle siyasi alanlar da, dini inançlar veya uygulamalardan etkilenmeleri laikliğin uygulanmasın da sorunları beraberin de getirecektir.
Ayrıca bilim alanında ki çalışmaların için de bilgi kaynağı konusunda da akademik camianın ve düşünce üreten kurum ve kişilerin bilimsel bilgileri tercih etmesi de laikliğin gereklerindendir… Belki de siyasal çalışmalardan daha çok bu alanda laiklik gerekmektedir… Bilimsel bilgi ile vahye dayalı bilgi arasında çok fark vardır, bu şu demek değildir, vahye dayalı bilgi bilimsel olamaz diye kural yoktur… Ama bilimsel bilgi gözlemeye, deneye ve akılla ulaşılan gerçeklere dayalı olarak insan tarafından kutsanmadan ulaşılan bilgilerdir. Doğruluğu tartışılır, denenir yanlışlanabilir, ama vahye dayalı bilgiler de bu durum yoktur… Sadece yorumlanabilir.
Devletin yasaların da kutsallığa dayalı yasalar yerine insanların evrensel olarak kabul ettiği hukuk kurallarıyla, bu kurallara kutsallık değil gereklilikler yüklenerek yapılmasına özem gösterilir… Dini azınlıkların dini çoğunluklar karşısında da korunması da laikliğin gereklerinden sayılabilir.
Kısacası laikliğin bir hükümetin ve devletin dinle arasındaki bağları azaltmak ve din temelli ayrımcılığı ortadan kaldırmak için başvurulan bir ilke diyebiliriz.. Ama bunu öncelikle devletin sonra toplumun ekseriyetinin kabul etmesi ve saygı duyması gerekir… Toplumsal çatışmaları azaltan iki ilke biri demokrasi iktidarın seçimlerle devredilmesini/devralınmasını sağlayan bir ilkedir. Diğeri ise laikliktir inanç yorumlarına (Mezheplere)dayalı çatışmaları engeller… Çatışmayan ama daha iyi arayışı için tartışan toplum olabilmek için farklılıklara saygı gerektiği düşüncesiyle selam ve sevgilerimle…
Fikri Adil --- 7.8.16 --- www.vatandasfikri.com
|
|
|
Bu Üyenin Diğer Yazıları |
|
|
|
Reklam |
“Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur."
M.Kemal Atatürk
Adrese Git |
|