|
 |
 |
Genç Yazarlarımız |
|
Reklam |
İMAN ETMEDİKCE CENNETE GİREMEZSİNİZ, BİRBİRİNİZİ DE SEVMEDİKCE İMAN ETMİŞ OLAMAZSINIZ!
H.z. Muhammed
Adrese Git |
|
|
|
TOPLUMSAL BİLİNÇ -1 |
TOPLUMSAL BİLİNÇ -1
Toplumsal bilinci yüksek kişilerden ve toplumsal sorumluluğu yüksek olan kurumlardan oluşan toplumlar toplumsallaşma konusun da daha başarılı oldukları ortadadır.
Gecen ki yazımız da meslekler üzerinden kişileri degerlendirdik, bu yazımız da ise kurumları degerlendirmeye çalışalım…
Kurumlar denilince özel şirketlerden alınca kamu kurum ve kuruluşlarını da kurumsal yapı için de düşünebiliriz… Sadece işletmeleri de degil dernek, sendika, partileri ve spor kulüplerini de bu kurumsal yapıyla birlikte degerlendirmemiz gerektiğini düşünüyor ve sizi bu degerlendirmeye katkı sunmaya davet ediyorum…
Nereden başlayalım en dar olan hemşeri derneklerinden, bunlar doğdukları ilin dışın da yaşayan hemşeriler tarafından kurulmuş ve burada ki hemşerileriyle doğdukları ilin kültürünü bunlundukları yerde yaşamaya yaşatmaya çalışan kurumlarımızdır. Sonra Meslek örgütleri gelir, Sonra sendikalar, sonra partiler gelir, bunların toplamına sivil toplum örgütleri deriz… STÖ örgütleri toplumsallaşmamıza yardım ettiği gibi toplumda bir denge de oluştururlar. Bu denge öncelikle üyeler,nin hakkını koruyarak sonra da toplumsal yaşama katılmak için üyeleri davet eder ve daha da önemlisi toplumsal yaşam da üyelerinin istediği gibi degişiklikler yapmaya çalışarak toplumsal dengeye katkılar sunarlar… Partilerimiz ise direk iktidarı ele gecirme mücadelesine girerler ayrıca iktidarı denetlemekle görevlidirler… Toplumsal gerilimin yaşandığı bir anda bir kutsal mekana ayakkabılarıyla girdiler, burada içki içtiler, bir bacımızı taciz ettiler gibi acıklamlar toplumsallaşmaya degil toplumsal barışın bozulmasına neden olacagını bir siyasal parti yönetici bilmelidir… Ayrıca yine başka bir siyasal partimizin tabanını sokaga davet ederek toplumsal yaşamı tehtit ettigine tanık olduk ki toplumsal bilince ve toplumsallığa katkı sunması gereken partilerimizin nasıl yanlış ifadelerle toplumsal bilinci baltaladıklarını gördük… Toplumsallık bilincimizin eksikligini görüyor gerekli önlemleri öncelikle parti liderlerinin, medya kuruluşlarının alması gerektigini hatırlatıyor… Toplumsal bilince katkının demokratik işleyişe ve toplumsallaşmaya da katkı sunacegı bilincinin STÖ lerimiz de oluşmasının gerekmektedir…
Kamu kurum ve kurluşlarına gelince onlar topluma hizmet etmek için kurulmuştur, yalnız genel olarak hem çalışanlarında hem de kurumlarda vatandaşa karşı bir tepeden bakma gözlenmektedir… BU yapı içinde olan kurumlara ve kurum görevlilerine şunu hatırlatarak başka kurumsal yapılara gecelim… Siz maaşınızı devletten degil devlete vatandaşın ödedigi vergilerden alırsınız yani patronunuz vatandaş, patrona iyi davranarak toplumsallaşmaya katkı da sunabilir, ayrıca orada bulunma gerekcenize göre de davranmış olursunuz… Düşünün vatandaşın güvenligi için kurulmuş bir güvenlik kurumu vatandaşa güvenlik sorunu olmaya başlarsa, hem kendi oluşma nedenini yok saymış hemde vatandaşa sorun olmuş olur…
Kültürel aktarım içi kurulan kurumlarımız ise, öncelikle kamu egitim kurumları, yine kamu kurumu sayabilecegimiz camilerdir.. Buralarda okullarda kültürün yanı sıra, fen bilimleri de aktarılır, bu aktarımda ne kadar başarılı olunursa o kadar toplumsal gelişmeye neden olurlar. Fen bilimlerinde başarının ölcütü dünyayı iyi okuyacak, gizini çözecek bilimsel bilinci yüksek fertlerin yetiştirilmesidir. Kültürel aktarımın başarısı ise toplumsal bilinci yüksek kişiler yetiştirmiş olmamıza bağlıdır… Sorunlar varmıdır hem de pek çok vardır, bunları çözmek için sorunların farkında olanları göreve davet ediyorum… Toplumsal sorumluluğumuzun geregini yerine getirelim ne dersiniz, yoksa çok geç kaldık, kalıyoruz…. Toplumsal sorumluluğu yüksek bir kişiyi örnek verelim mi, verelim İzmit körfez geçiş projesinde halatın kopmasını fark edemeyen Japon mühendisi örnek verebiliriz…
Özel kuruluşlara geldiğimiz de ise, bunlar genel olarak kar amaçlı kuruluşlardır, bir yere kadar kar amacı gütmeleri normaldir. Ama bir noktadan sonra sosyal sorumluluk bilinci bu kurumlarımızda da olması gerekir… Yoksa amaçları sadece para kazanmak olursa ki genel olarak öyleler, ilk olarak çalışanlarını mağdur ederler, edenleri toplum olarak kınamalı ve tepki göstermeliyiz… Sonra kar hırsıyla müşteri olan bu toplumun vatandaşlarını sömürürler ki sanırım öyle oluyor… Bir tuvaletin 1 lira olduğu, bir cayın 5 lira olduğu, bir porsiyon dönerin 10 -15- 20 lira olduğu yerlerin olduğunu hepimiz biliyoruz… Bir lahmacunun 20-30 lira olduğuna ben bizzat tanık oldum… Toplumlar bu serbest Pazar ekonomisi denen sömürü düzenine karşı bir önlem almalıdırlar… Yoksa sömüren sömürene ve işin garibi ne sömüren mutlu, nede sömürülen…
Her toplumsal sorumluluk dan kacış toplumsal sorunun habercisidir, dini topluma iyi anlatmayan din adamları acaba fark ediyorlarmı ki dinin toplumsallıga yapacagı katkıyı yok ediyorlar…. İslam dininin bu kadar yanlış anlaşılmasından kim sorumludur? Bu sorumluluk hem dinen hemde toplumsal olarak vebal yüklemez mi?
Bilimsel çalışmaların mekanı olması gereken akademik camia, ne yapıyor bilen var mı? Dünya ile kıyaslandığı bu alanda ne durumdayız, ilk 100 de, 200 de, 300 de kaç kurumumuz var… Bilimsel calışmalara ve toplumsal bilince ne kadar katkı sunuyorlar bunu önce akademik camia kendi sorgulamalıdır…
Kısacası hem kişisel, hem kurumsal, hem mesleksel, hem inançsal, hem ekonomik, hem de bilimsel topluma katkı sunacak kadar toplumsal bilincimiz eksikse, her ne yaparsak yapalım, vasatlıktan kurtulamayız…
Toplumsal olarak yaşayanların toplumsallığın geregini yerine getirecek kadar toplumsallık bilincimizin olması gerekir diyerek hepimizin sosyal sorumluluk bilincinin gerekliliği bilincinde olması dilegiyle selam ve sevgilerimle…
Fikri Adil --- Mart 15 – vatandasfikri.com
|
|
|
Bu Üyenin Diğer Yazıları |
|
|
|
Reklam |
“Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur."
M.Kemal Atatürk
Adrese Git |
|