VATANDAŞLIK HUKUKUNU BOĞMAK!!
Vatandaşlık hukuku nedir? Bir ülkede vatandaşlık hukuku oluşmuşsa, diger kimliklerin yeri neresidir?
İnsan bir çok kimliğin taşıyıcısıdır, önce erkek/kadın ve bebek, sonra çocuk, sonra genç, sonra yaşlı gibi kimlikleir olur.. Türk, Kürt, Yunan, Rum, Rus, Alman, Japon, Cin li gibi kimlikleri olur… Dinsel kimlikleri Olur, Yahudilik, Hıristiyanlık, Müslümanlık, daha başka yüzlerce din gibi… Sonra siyasal kimlikleri olur, liberal, milliyetçi, muhafazakar, sosyalist, sosyal demokrat gibi.. Hatta dini kimliklerin alt kimligi meshepler olur.. Genelde bunlar nedeniyle vatandaşlık hukuku, toplumsal barış bozulur…
Yahudilikte ilk dönemde Samiriler, Sadukiler, Ferisiler ve Esseniler adıyla bilinen mezhepler vardır. Modern dönemde, Reformist, Muhafazakar, Ortodoks ve Yenidenyapılanmacı Yahudilik mezhepleri gibi mezhepler ve alt grupları vardır…
Hristiyan mezhepleri, üçe ayrılmaktadır. Bunlar; Katoliklik, Ortodoksluk, Protestanlık olarak bilinirler, daha alt yorumlar, gruplar da vardır… Kiliselerin farklılıkları tarihi, imani ve ameli yorum farklarınıda barındırırlar.. Hıristiyanlık alemi mezhep catışmalarını engelleyebilmek için, bütün mezheplere aynı mesafede duran laik hukuk sistemini, vatandaşlık hukukunu ortaya koymuşlar, böylece toplumlarının iç barışlarını inşa etmişlerdir.
Müslümanlar da yorum farkları ile mezhepler oluşturmuşlardır… Malikî, Hanefî, Şafiî, Hanbelî ve Şii mezhepleridir. Bu nedenle bu dört artı Şiilik mezhebe zaman zaman dört büyük artı bir, beş büyük fıkıh mezhebi denmiştir. Ortalamacı yorumlara, yabancı Kültürlerin yorumlarına, tepki olarak bizdeki Alevilik gibi yorumlar da vardır.. Bunları da bir kenara koyalım, hangi mezhep, hangi ülkede içtihadını uyguladı da o toplumun barışına huzuruna ve refahına katkı sundu? Bizi bu dünyada iyi yaşatmayan mezhep içtihatı bize burada yaşayamadıklarımızı öbür dünyada yaşayacaksınız mesajlarıyla yaklaştı.. Bu dünyayı cennete çeviremeyenler, bize öbür dünyada cennet vaat etmesinler… Konumuz mezhepler içtihadı, fıkıh degil, vatandaşlık hukuku, vatandaşlık hukukunu bin, bin ikiyüz, başka dinler söz konusu olunca 2000, 2200 sene önce ki din yorumlarına boğdurtmamalıyız, onlar bana bu dünyada veremediklerini cennette arsa satar gibi, ancak ahrette iyi yaşam sunabilirler.. Vatandaşlık hukukuna dönecek olursak…
Vatandaşlık hukuku suç tanımlar, şu sucu kim işlerse işlesin, şu cezaya çarptırılır der.. İstisna ise yaş küçüktür, ilk sucudur, savunmaya yöneliktir, kazara olmuştur gibi yorumlar yapar.. Şu mezhep, bu ırk, şu kast daha az ceza alır denilemez laik, vatandaşlık hukukunda… Kısacası devletin hukuku dinlere, ırklara, kördür, bu nedenle bizim akraba topluluğundan, bizim mezhepden, bizim siyasal gruptan dememek için, elinde terazi tutan adalet simgesinin gözü kapalıdır, Bu gözü kim açarsa, mezhebe, etnik kökene, siyasal yandaşa göre karar alırsa toplumsal konsensüs (uzlaşma) olan anayasal düzen içinde fitne çıkartmış olur. Fitne ne demektir, toplumsal sözleşmeye uymamak, çatışma çıkartmak, toplumsal barışı bozmak demektir. Son zamanlarda sık sık, bazı gruplar vatandaşlık kimliği dışındaki kimlikleri gereginden fazla öne cıkartmaktadır… Örnek vermek gerekirse…
İster Kürtler, İster Türkler, İster Aleviler, İster Sunniler, İster başkaca bir grup aidiyetlerini vatandaşlık hukukunun önüne geçirecek kadar vatandaşlık hukukunu yok sayarsa.. Onar bu toplumun toplumsal barışını istemeyenlerdir. Bence en makbul kişi, toplumsal sözleşme olan anayasaya, hukuk kurallarına, görgü kurallarına, sevgi ve saygıya dayalı yaşayan T.C vatandaşı asil vatandaştır. Gerisi kendi iç seslerini topluma kabul ettirmek için sorun çıkarak vasatlar grubudur.. Biz vasatmı olmak istiyoruz, asil mi.. Düşüncelerimiz, Davranışlarımız, bizi biz, yapacaktır.. Barış düşünüyorsak barışçıl, adalet düşünüyorsak adil, sevgi düşünüyorsak seven/sevilen, yardım düşünüyorsak yardımlaşan, duygudaşlık (empati) içindeysek sempatik olacağız. Kısacası içimizde ne varsa dışımıza o, yansır.. İçinizde, içimizde ne var? İyilik, sevgi, saygı, merhamet, adalet, barış olsun, dışımıza da bunlar yansısın, vatandaşlık hukukumuzu başka göreneklere boğdurmayalım dileklerimizle…
Fikri. Adil – 12.1.2026 – vatandasfikri.com
|