LAİKLİK İNSANLIĞIN HAYATINA NEDEN GİRDİ?
5 Şubat 1937 den beri Türkiye’nin Hayatında…
Laiklik, bilgi olarak bilimin, siyasal ve hukuksal devletin din karşısında tarafsız olması ve din ile devlet işlerinin ayrı tutulması denilebilir. Bu ilkeyi bazıları din dışılık, diye sunsada, tam tersine inanç özgürlüğünü güvence altına alan, dinlerin farklı yorumlarını olan mezhep çatışmalarını ortadan kaldıran, bir yönetim anlayışı, yeni bir toplumsal degerlerin ortaya çıkışıdır…
Kısaca Laiklik Nedir, Dersek? Hemen Cemaatlerin, olduğu gibi dinsizlik deyip geçemeyiz, üzerine düşünmeliyiz… “”Laikliği, resmi politikası dinsizlik olan rejimlerden kesinlikle ayrı tutmak gerekir. O tür rejimlerde devlet dine karşıdır. Vatandaşın dinsiz olarak yetişmesi için gereken her türlü tedbiri alır. Atatürkçü laiklikte ise, devlet işlerine karıştırılmaması koşulu ile tam bir din ve inanç özgürlüğü vardır ve Diyanet İşleri Başkanlığı, daha iyi anlaşılsın diye, Kurucu Kadro tarafından kurulmuştur.. Ayrıca Kuran mealinide M.K. Atatürk bizzat kendisi yaptırmıştır.
Laiklik; Devletin herhangi bir dini resmî din olarak benimsememesi denilebilecegi gibi… Din kurallarının hukuk, eğitim ve siyaset üzerinde belirleyici olmaması da denilebilir…
Kişilerin, inanma, inanmama veya inancını değiştirme özgürlüğüne sahip olması, olabilecegi gibi… Azınlıkta kalan inanç sahiplerinin baskısına maruz kalmamasıda denilebilir…
“””İnsanların, Toplumsal Hayatlarına Katkıları Ne Olmuş Dersek?”””
Öncelikle, Laiklik, İnanç Özgürlüğünü Güvence Altına Almış, Diyebiliriz…
Herkesin vicdanına, ortak hukuk kurallarına göre yaşamasını, hiç cemaatin içtihadını diger inanç gruplarına dayatamaması da denilebilir Laiklik… Böylece, azınlık inançlarının baskı görmesini engelleyen bir hukuk ilkesi halini almıştır laiklik… Sadece İnançlı Grupları Degil, Aynı Zaman da, İnançsız bireyleri de koruma altına alır…
Laik toplumlarda “çoğunluğun inancı” hukukun üstüne çıkamaz, başkalarına baskı unsuru olamaz…
“””Toplumsal Barışı ve Birlikte Yaşamı Güçlendirir”””
Din inançlar üzerinden ayrımcılığı önler. Mezhep, tarikat veya cemaat çatışmalarının önüne geçer.
Ortak payda olarak hukuku esas alır, hukuka dayalı bir siyasal sistem oluşturulur… Bu sayede laiklige dayalı toplumlarda farklılıklar çatışma değil, zenginlik nedeni sayılır.
Hukukun Evrenselliğini Sağlar, Yasalar akla, bilime ve evrensel ilkelere dayanır.
Keyfî veya dogmatik kararların önüne geçilir, Akla, Mantığa Dayalı Evrensel Hukuk Kurallarına Göre Yapılmış Yasalar herkese eşit uygulanır.
Kutsal Metinlere ve Dini Yorumlara Dayandırılarak, Kadın Haklarını Yoksa Sayan Yorumları Yok Sayar Laiklik… Kadınların Toplumsal Hayattaki Eşitliğini Güçlendirir… Laiklik: Kadınların eğitim, çalışma ve siyasal hayata katılımının önündeki engelleri kaldırır… Öte yandan, aile ve miras hukukunda, hukuki ve mirası eşitliği sağlar.
“””Laiklik: Bilimsel ve Eleştirel Düşünceyi Geliştirir”””
Eğitimi mitlere, rivayetlere dayalı dinî yorumların, cemaatlerin dogmalarından arındırarak, deney, gözlem ile ulaşılan doğru bilgiye dayanmasına yardımcı olur ””Laiklik!!””
Laiklik:: Bilim, sanat ve felsefenin sanatçılar ve filozoflarca özgürce Yapılmasına Yardım Eder… Böylece, Neden Sonuç İlişkisi İçinde, Toplumda daha iyi nedir arayışı için sorgulama kültürü geliştirir… Son Cümle Olarak Laiklik Nedir Dersek???
*Laiklik sayesinde din ve mezhep savaşlarına dayalı iç savaşlar sona ermiştir.
*Demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti gelişmiştir.
Türkiye De Laiklik Ne Getirdi?!?
Cumhuriyet ile birlikte: Eğitim birliği sağlanmış, Kadınlara seçme//seçilme hakkı verilmiş, Modern hukuk sistemi kurulmuştur. Laiklik, Türkiye’de çağdaşlaşmanın ana omurgası olmuştur…
Laiklik: Dini korur, siyasetin aracı olmaktan çıkarır, Toplumu özgürleştirir Devleti adil ve eşit kılar Barışı, bilimi ve ilerlemeyi mümkün kılar.. Son Olarak, İslam Dini Laikliği Onaylarmı, Redmi Eder??
Benim okuduğun ve çalıştığım, anladığım kadarıyla onaylar, Neden? Allah/Tanrı İnsan İradesine saygı duyar, ta yasak meyve yemeye dayalı bir saygıdır… Allah inanma, iman etme ve inanmama iradesiyle bizi yarattığına göre, demek ki bizim fıtratımızda laiklik var… Şimdi vahye dayalı bazı ayetlerle bu laiklik yazımızı bitirelim.. Farklı bilgi kaynaklarından edindiğimiz bilgiler üzere, üzerine düşünmeye devam edelim..
Bu konu genellikle “Kuran’da laiklik var mı?” şeklinde tartışılır. Açık konuşmak gerekirse:
Kuran’da modern anlamıyla “laiklik” kavramı geçmesede, Senin Dinin Sana, Benim Dinim Bana, Sen Benim Gibi İnanmazsın, Bende Senin Gibi, ifadeleri Kafurun süresinde var…
Ancak laikliğin temelini oluşturan ilkeleri (din ve vicdan özgürlüğü, inançta zorlamanın yasaklanması, bireysel sorumluluk, çoğulculuk, dünyevî–uhrevî ayrımı) destekleyen çok sayıda ayet vardır.
“”Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah'a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir. Bakara 256””
Aşağıda bu çerçevede en çok atıf yapılan ayetleri, kısa açıklamalarıyla sunuyorum:
* İnançta Zorlama Yoktur, Allaha inanın diye zorlama, iradeyi yok eder.. Laikliğin Temel felsefesi budur, Bakara Suresi 256. Ayet “Dinde zorlama yoktur.” Devlet, toplum veya herhangi bir otorite insanların dinî tercihlerine zorla müdahale edemez. Bu ayet, din–devlet ayrımının felsefî temelini oluşturur.
* İnanç Kişisel Bir Tercihtir, hesap gününde yaptıklarımızdan dolayı tek başına hesap vereceğiz…
“”“De ki: Hak Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.””” İnanç, kişilerin özgür iradesine bırakılmıştır, buda laikliğin vicdan özgürlüğü ilkesine birebir karşılık gelir.
* Peygamberin Yetkisi İnanç Dayatmak Değil, sadece teblig etmek, duyurmaktır…
Onların üzerinde zorlayıcı değilsin.” “Öğüt ver. Sen ancak bir öğütçüsün. Gâşiye 21–22 Bu ayetlere bakınca dinimizi Kaynagı Kuran Laikliği ögütlüyor diyebiliriz…
* Din Hesap Gününde Devletin Hesap Sormasını Degil Allah’ım Hesap Soracağını Bildirir, Bu Durum İse Devletin Alanı Olmadığına İşaret Eder…
“””Rabbin dileseydi, yeryüzündeki herkes iman ederdi, İnsanları iman etmeye sen mi zorlayacaksın?” Yunus 99””” İnanç meselesi ilahî alandadır, kamusal zorlamaya konu edilemez.
* Çoğulculuk ve Birlikte Yaşama
Yukarda da bahsettik, “”“Sizin dininiz size, benim dinim bana. Kafurun Suresi (1–6)”””
Farklı inançların yan yana ve barış içinde var olabileceğini kabul eder. Bu, laikliğin çoğulcu toplum anlayışıyla örtüşür.
* Herkes Yaptığından Sorumludur Derken, Bireysel Sorumluluğa İşaret Edilmektedir. “”“Kim doğru yolu seçerse kendi lehinedir, kim saparsa kendi aleyhinedir. İsrâ 15.””” Dinî sorumluluk bireyseldir, kolektif zorlamaya veya cezaya acık degildir. Babanın sucundan evlat evladın sucundan baba suçlanamaz ilkesi hem hukukta hem kuran da vardır…
Din zorla kabul ettirilemez, İnanç devlet gücüyle dayatılamaz, Vicdan özgürlüğü esastır, İnanç bireyseldir, Farklı inançlarla birlikte yaşamak mümkündür… Bu ilkeler, modern laikliğin özüyle örtüşmektedir… Son cümleler…
Laiklik hukukî ve siyasal bir sistemdir, Kuran, dini deglerler ise ahlakî ve inançsal ilkeler koyar…
Dünya da toplumsal incelendiğinde laikligin toplumsal hayat için daha uygulanabilir oldu, toplumsal barışı koruduğu görülmüştür… Ülkemizin Laikligi Uygulan, tek İslam Ülkesi Olduğu Düşünülürse, 100 Yıllık İstikrar Düşünülürse, Kadınların Diger İslam Ülkelerine Göre Hakları Düşülürse… Laiklik, Anayasamızın temel ilkesi olduğu kadar toplumsal barışımızın da temel dayanagıdır diyebiliriz… 5 Şubat 1937 girmiştir, Laikliğin Anayasamıza girişinin 65 yılında laiklik üzerine bunları düşündük, siz ne düşünüyorsunuz, daha detaylı, daha farklı kaynaklardan bilgilerle düşünmek dilegiyle.. Selam ve Saygılarımla…
Sıtdık Fani - vatandasfikri.com – 5.2.2026
Kaynaklar
2* Yazıda YZ kullanılmıştır
20politikas%C4%B1%20dinsizlik%20olan,din%20ve%20inan%C3%A7%20%C3%B6zg%C3%
BCrl%C3%BC%C4%9F%C3%BC%20vard%C4%B1r.
|