İÇERİK Detay YAZARLARIMIZ
:: Anasayfa
:: Haberler
:: Yazarlar
:: Sesli Makale
:: TARIM
:: ÇEVRE/DOGA
:: KENT ve YAŞAM
:: SAĞLIK
:: BİLİMSEL GELİŞMELER
:: İNANÇ
:: SİYASET
:: ÇALIŞMA HAYATI
:: DÜŞÜNSEL
:: TOPLUMSAL
:: SAGLIK İÇİN SPOR
:: KİŞİSEL GELİŞİM
:: EKONOMİ
:: EGİTİM
:: YARGIDAN
:: GÜVENLİK
:: TEKNOLOJİ
:: HOBİLER
:: MAĞAZİN
:: TOPLUMSAL YÖNLENDİRME HABERİ
:: DOGAL AFETLER
:: ULUSLARARASI(DİPLOMASİ)
:: KÜLTÜR-SANAT
:: İNSANLIK
:: TARİH
:: İLETİŞİM
Genç Yazarlarımız
Reklam

İMAN ETMEDİKCE CENNETE GİREMEZSİNİZ, BİRBİRİNİZİ DE SEVMEDİKCE İMAN ETMİŞ OLAMAZSINIZ!

H.z. Muhammed


Adrese Git
Biyolojik Çeşitlilik Nedir?

BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK HER GEÇEN GÜN AZALIYOR!!

Sahip olduğumuz çeşitliliği kaybedersek, aslında kendimizi kaybetmiş olmaz mıyız?

Yelkovan Yalı Çapkını Gereksinimlerimizi karşılamak için yaşamın çeşitliliğine muhtacız. Ancak bu zengin çeşitlilik, bizden kaynaklanan nedenlerle kayboluyor. Bu durum hepimizi yoksullaştırıyor. Bağımlı olduğumuz yaşam sistemlerinin iklim değişikliği gibi giderek büyüyen tehditlere karşı koyma gücü azalıyor.

Dünyadaki yaşamın sürmesinde biyolojik çeşitlilik başrolü oynar. Birleşmiş Milletler, 2010 yılını Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Yılı ilan etti. Tüm dünyadaki insanlar, bu yeri doldurulamaz doğal zenginliği korumak ve biyolojik çeşitlilik kaybını azaltmak için çaba sarf ediyor. Yine de, daha fazlasını yapmalıyız. Biyolojik Çeşitlilik Yılı kayıpları önlemek için önemli bir fırsat. Bu fırsatı değerlendirecek miyiz? 2010 yılı, bunu göstermek için çok iyi bir şans.

 Biyolojik çeşitlilik demek; yaşam, dünya, bütün yerkürede hayatın çeşitliliği demek. Bugün dünya üzerinde bulunan biyolojik çeşitlilik, dört milyar yıllık evrimin sonucu olan milyonlarca biyolojik türü içeriyor. Ancak, dünya görece yeni bir zamandan beri, giderek artan bir hızla türlerini ve onların yaşam alanlarını kaybediyor.

 Bu soruya yanıt vermek oldukça güç. Aslında, dünyada nelerin var olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Dünyamız büyük ve karmaşık. Bilim sürekli yeni türler keşfediyor.

 Elimizde kaç tür olduğunu bilemediğimiz için, kaçını kaybettiğimizi ve kaybetmekte olduğumuzu da tam olarak bilemiyoruz. Ancak, gidişatın hiç de iyi olmadığını gösteren pek çok veriye sahibiz.

 Yaşadığımız biyolojik çeşitlilik kaybının boyutu hakkında fikir edinmek için, bilimsel bir analize girişelim.

Görünüşe bakılırsa, jeolojik tarihteki soy tükenme olaylarının aksine, bugünkü tükenme sürecinden tamamen tek bir tür, yani bizler sorumluyuz.

Bırakalım kimin haklı kimin haksız olduğu tartışmasını, ya da hangi sayıların tam olarak doğru olduğunu. Sonuç olarak, çok ciddi bir biyolojik çeşitlilik krizinden geçmekte olduğumuz apaçık ortada.

Uzmanlara göre, bugün tanık olduğumuz tür kaybının hızı, nesillerin doğal olarak tükenme hızından 1.000 ila 10.000 kat yüksek.

Uzmanlar her yıl bütün türlerin %0,01 ila 0,1’inin soyunun tükendiğini söylüyor.

Dünyadaki tür sayısına ilişkin düşük tahminler doğruysa, yani gezegenimizde yaklaşık iki milyon farklı tür varsa, her yıl 200 ila 2.000 türün soyu tükeniyor demektir.

Ancak, tür sayısına ilişkin yüksek tahminler geçerliyse, yani gezegende bizimle birlikte yaşayan 100 milyon farklı tür varsa, her yıl 10.000 ila 100.000 türün soyu tükeniyor demektir.

 Bizi Nasıl Etkiler?

İnsan sağlığı, en önemli ihtiyaçlarımızı karşılayan ekosistemlerin sağlığına sıkı sıkıya bağlıdır. Biyolojik çeşitlilik ailelerin, toplulukların, ulusların ve gelecek nesillerin dayandığı kaynaktır. Biyolojik çeşitlilik; her birinin belirli bir rol oynadığı tüm organizmaları, birbirine bağımlı ekosistemler halinde birleştiren bağdır.

Ancak, hâlihazırda gezegenin karşılayabildiğinden % 25 daha fazla doğal kaynak tüketiyoruz. Bunun sonucunda, türler, habitatlar ve yerel topluluklar doğrudan baskı ve tehditlerle karşı karşıya kalıyor. Biyolojik çeşitlilik; gezegenin sağlığının dayanağıdır ve yaşamlarımız üzerinde doğrudan etkiye sahiptir. Biyolojik çeşitliliğin azalması; gelecekte milyonlarca insanın hastalık ve zararlılara dayanıksız gıda kaynaklarına, yetersiz ve düzensiz içme suyuna sahip olmasına neden olacaktır.

Doğadan, genelde farkına varmadan, ancak yaşamsal önemi olan, pek çok hizmet alıyoruz. Bu hizmetler arasında; su, toprak oluşumu, kirliliğin çözülmesi ve emilmesi, iklim dengesinin sağlanması ve doğal felaketlerin etkilerinin telafi edilmesi sayılabilir. Doğanın bize sağladığı tüm hizmetler, ekosistem hizmetleri diye adlandırılır.

Dünya Doğayı Koruma Birliği’ne (IUCN) göre, ekosistemler tarafından sağlanan mal ve hizmetlerin maddi değeri tahminen yıllık 33 trilyon ABD Doları düzeyinde. Sayının ardına sıfırlarını eklediğimizde, ne kadar büyük bir miktardan söz ettiğimiz daha iyi anlaşılacak: 33.000.000.000.000 ABD Doları.

 ABD’nin 2008 yılı GSYİH’si sadece 14,4 trilyon dolardı. Avrupa Birliği’nin aynı dönemdeki GSYİH’si ise 14,94 trilyon dolardı.

İşin içinde insan yaşamı da var. Dünya çapında yaklaşık 70 bin bitki türünü geleneksel ve modern tıp için topluyoruz. Aynı zamanda gıda güvenliğimiz de söz konusu. Yabani hayvan eti, pek çok ülkede özellikle de yoksul ülkelerde, gıda kaynaklarına ve geçime önemli bir katkıda bulunuyor. Bununla birlikte, doğa bütün bunları bize ücretsiz temin ediyor. Tek istediği, bunun karşılığında ona iyi bakmamız.

Gıda, yakıt ve lif temini

Barınma ve inşaat malzemesi temini

Hava ve suyun arındırılması

Çöplerin zehirden arındırılması ve parçalanması

İkliminin istikrarlı olmasının sağlanması

Sel, kuraklık, aşırı sıcak ve soğuklar, rüzgârlar gibi olayların makul sınırlarda gerçekleşmesi

Toprak verimliliğinin sürekliliği ve besin çevrimi

Bitkilerin ve pek çok ekinin tozlaşması

Hastalık ve zararlıların kontrolü

Ekin çeşitleri, besi hayvanları ve diğer ürünler açısından vazgeçilmez girdiler olan genetik kaynakların korunması

Değişime uyum sağlama

Kültürel ve estetik yararlar

 İnsan faaliyetleri kaygı verici bir hızla, biyolojik çeşitliliğin kaybına neden oluyor. Bunun sonucunda, dünyanın sağladığı çevresel hizmetlerin yaklaşık üçte ikisi tehdit altında. Bu durum, gıda güvenliğinin ve içme suyuna erişimin azalmasına, gelirlerin düşmesine, doğal afetlerden korunmanın güçleşmesine ve insan sağlığının bozulmasına yol açıyor.

Kırsal bölgelerde yaşayan yoksul insanlar, ekosistemin sağladığı mal ve hizmetlere, beslenme, sağlık ve geçim açısından diğer kesimlere göre çok daha fazla bağlılar. Bu yüzden, çok daha büyük zarar görüyorlar. Buna karşın, kalkınma stratejileri, politikaları ve programları doğanın korunmasının uzun vadeli kalkınma hedeflerine ulaşmada taşıdığı önemi göz ardı ediyor.

 Bilgiler www.turkiyenincani.org sitesinden alınmıştır.

http://www.wwf.org.tr Türkiye'ye kampanylarında yardımcı olalım. Söz konusu kuruluş Dünya capında ciddi bir kuruluştur. Çevreye duyarlı kişiler bu adresten yetkililerle iletişime gecebilirler.

 

TOPLUMSAL  
BAYRAMSIZ KALMAK!!
HÜSEYİN BENEK

TOPLUMSAL  
TARIM ve HAYVANCILIKTA ÜRETİCİ SORUNLARI
M.Akif GÖKALP

TOPLUMSAL  
DİNİ, ANLAMADAN YAŞAMAK MÜMKÜNMÜ?!?
SITDIK FANİ

TOPLUMSAL  
ANAYASA SINIRI, SINIRIMIZDIR!!
FİKRİ ADİL

TOPLUMSAL  
CUMHURİYETİN YÜZÜ KADINLAR
Nevval SEVİNDİ

TARİH  
TÜRKLERİN TARİHDE YERİ ve ÖNEMİ
Tomris VAKANÜVİS

ŞİİR  
NORMALİ AŞMAK!
AHSEN'E SEVDALI

SİYASET  
CHP TARTIŞMANIN KEYFİLİĞİ
AYDIN FİKİRLİ

ÖNERİLER  
KİLO SORUNUMUZ SAGLIK SORUNUNA DÖNÜŞMESİN
DERMAN ABİ

GELECEK  
YAPAY ZEKA ve METAVERSE NEDİR?
Şahin KAHİN

Reklam

“Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur."

                                    M.Kemal Atatürk


Adrese Git
Sitemiz en iyi 1024 x 768 çözünürlükte ve Internet Explorer ile görüntülenir...
EpoxSoft